AVUKAT HAKLARI GRUBU İZMİR

CMK AVUKATLIĞI RAPORU

 

 

Ceza Muhakemesi Kanunu gereği atanan müdafi ve vekiller gerek mevzuattan kaynaklanan engellemeler gerek görevlerini ifa ederken karşılaştıkları güçlükler ve gerekse ücret ve tahsilat sorunları gibi çok sayıda problemle karşı karşıyadır. Bu problemlerin neler olduğu ve nasıl giderilebileceğine dair birçok baro tarafından bugüne kadar çeşitli platformlarda görüşlerin dile getirilmiş olmasına karşın, CMK müdafiliği ile vekilliğine dair kapsamlı bir çalışma yapılmamış, sorunlar ve çözüm önerileri, muhataplarının da görüşleri alınarak rapora bağlanmamış ve ilgili mercilere toplu olarak sunulmamıştır.

 

Dönem dönem bu konuda panel ve çalıştaylar icra edilmişse de daha ziyade ücret temelli bir yaklaşım ortaya konulmaya çalışılmış, ancak ücret dışındaki çok sayıdaki hususta kapsamlı görüşler ortaya konulmamıştır.

 

Çok defa dile getirildiği üzere elbette CMK görevlendirmeleri bakımından en büyük sorun, ücretlerin azlığıdır ve bu noktada, İnsan Hakları Eylem Planında da açıklandığı üzere, CMK görevlendirmelerindeki ücretlerin artırılmasına dönük sözlerin vakit geçmeden hayata geçirilmesi gerekmektedir. Ayrıca ücretlerin düşüklüğü yanında, ödemelerin geç yapılması da bir diğer sorundur ki bu konuda da bugüne kadar atılan adımlarda herhangi bir başarı kaydedilememiştir. Fakat en önemli sorun bu olmakla birlikte, çok sayıda sorun giderek artmaktadır ki işbu raporda ücret dışında kalan hâller ağırlıklı olmak üzere tespitte bulunulmaya çalışılmıştır.

 

Ancak işbu raporun hemen başında, CMK Tarifesindeki ücretlerin düşüklüğü dışında, ücret hususuna dair şu konulara da temas etmenin yerinde olacağını düşünüyoruz:

  • İstinaf aşamasında verilen bozma kararları yahut ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasına dönük kararların artık yeni bir yargılama yapılacağı anlamına gelmesi nedeniyle, bu tip durumlarda yeni ücret ödenmesi gerekmektedir.

  • Yargıtay tarafından verilen bozma kararları üzerine yapılan yeniden yargılamalar bakımından CMK ile görevlendirilen avukatlara yeni ödeme veya ek ödeme yapılmasına dönük düzenleme yapılmalıdır.

  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının kaldırılarak hükmün açıklandığı hallerde kanun yolu aşamalarına ilişkin dosya takip eden avukata yeni ödeme veya ek ödeme yapılmalıdır.

  • Adalet Bakanlığı’nın 05.03.2016 tarih ve 16512 sayılı yazıları gereği, CMK Tarifesinde yer verilen sulh ceza hakimliklerine ilişkin görevlendirme ücretlerinin, sorgu ve ifade alma gibi soruşturma aşamasına mahsus görevler dışında hâkimlikçe bakılan işlere ödeneceği ifade edilmesine karşın, CMK görevlendirmeleri bakımından bu görevin karşılığı çoğunlukla yoktur. Tarife’deki bu ücretin, sorgu aşamasına katılan, tutukluluk incelemelerinde bulunan avukat için ödenmesine dönük düzenleme yapılmasına ihtiyaç vardır  (Bkz. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün konuyla ilgili yazısı).

 

Anlaşılacağı üzere ücret düzenlemelerinin köklü bir değişiklik gerektirdiği yadsınamaz bir gerçeklikse de kronikleşmiş bu sorunlar avukatların tamamının malumunu almış; ancak sair sorunlar ikinci planda kalmıştır.

 

Bu sebeple CMK müdafileri ve vekillerinin uygulamada karşılaştıkları sorunların neler olduğu ve bu sorunlara dair hangi adımların atılabileceği noktasında İzmir Barosu mensubu avukatlarca Avukat Hakları Grubu İzmir tarafından organize edilen toplantı neticesinde çok sayıda görüş beyan edilmiş, bu görüşler doğrultusunda işbu rapor tanzim edilmiştir.

 

(1) Ceza Muhakemesi Kanununda düzenlenen zorunlu müdafilik uygulamasının getirilmesindeki esas amaç, yurttaşın hak arama hürriyetinin güvence altına alınmasıdır. En kutsal haklardan biri olarak kabul ettiğimiz savunma hakkının tam ve doğru olarak tesis edilmesi zorunlu müdafilik uygulamasının temelini teşkil ediyor olmakla birlikte, bugünkü zorunlu müdafilik sistemi hak arama hürriyetini güvence altına almaktan uzaktır.

Hukuk fakültesi sayılarındaki artış yanında fakültelerdeki kontenjan sayılarının da artırılması, hukuk fakültesi açma noktasında titiz davranılmaması, hukuk fakültesi açma kriterlerinin ağırlaştırılmamış olması, Yükseköğretim Kurumu’nun bu noktada gerekli hassasiyeti göstermemesi, çok sayıda hukuk fakültesi mezununa karşılık sınırlı sayıda hâkim, savcı, kurum vekili, müfettiş vb. alımlarının yapılması mezun olanların avukat olmaya yönelmelerine yol açmakta, stajlarını tamamlayan birçok avukat bazı barolarda eğitim bile almadan CMK listelerine kaydolmakta, bazı barolarda ise niteliği tartışmalı kısa süreli CMK eğitimlerini aldıktan sonra sisteme dahil olmaktadır. Haliyle CMK müdafiliği, olması gerektiği gibi icra edilememektedir.

 

Niteliksiz bir hukuk fakültesi eğitim süreci geçiren, mevzuat ve muhakeme bilgisi eksik kalan, staj eğitim merkezlerinin yaşadıkları yapısal sorunlar nedeniyle donanımlı olmayı sağlayan bir staj eğitimi alamayan, mevzuat gereği çok sayıda derse karşılık sadece 120 saat eğitim alan ve haliyle alınan derslerden beklenen verimi alamayan, adliye stajını imza atmaktan ibaret olması nedeniyle naylon yapan avukatların CMK müdafiliği veya vekilliğini de hakkıyla yapması beklenemez ki bu durum avukatlık mesleğinin itibar kaybetmesine yol açtığı gibi vatandaşın hak arama hürriyetine ve savunma hakkına da ciddi zarar vermektedir.

 

Çözüm Önerileri:

 

(a) TBB tarafından YÖK ile yakın mesai yapılarak, hukuk fakültesi açma noktasında ağır kriterler getirilmesi ve kontenjanların artırılması bakımından da daha titiz davranılması noktasında ciddi ve sürekli adımlar atılmalıdır.

(b) Staj Eğitim Merkezlerinin yapıları revize edilmeli, Yönetmelik gereği 120 saat olan eğitim saatlerinin artırılması gerekmektedir.

(c) Bazı illerde eğitim alınmadan CMK listesine kaydolma uygulaması terk edilmeli, hangi ilde olursa olsun CMK listelerine kaydolacak avukatların eğitim almaları zorunlu tutulmalıdır.

(ç) CMK eğitimleri bakımından belli ilke ve standartlar belirlenmeli, TBB tarafından CMK eğitimlerinin müfredatını da içinde barındıracak bir Yönetmelik yayınlanarak bu ilke ve standartlar kalıcı hale getirilmeli ve bağlayıcılığı sağlanmalıdır. Bu Yönetmelikte müfredat bakımından TCK’nun genel ve özel hükümlerine ve PVSK’ya ilişkin de eğitim verilmesine dönük düzenleme getirilmelidir.

(d) 1-2 günlük CMK eğitimleri verilmesinden sonra listelere kaydetme uygulaması terk edilmeli, CMK eğitimleri daha kapsamlı, detaylı ve uzun bir sürece yayılarak verilmelidir[1].

(e) CMK sistemine dahil olunmuş olsa bile belirli aralıkla CMK görevi alan avukatların meslek içi eğitimler yoluyla “deneyim paylaşımı”na tâbi tutulması sağlanmalıdır.

(f) Bilhassa özel suç tipleri bakımından CMK görevlerinde sorun yaşayan avukatlar adına Barolarca “mentor avukatlık” sistemi geliştirilmelidir[2].

(g) Bir ilde yeni bir hukuk fakültesi açıldığı zaman başta TBB olmak üzere o il barolarının, şu aşamada yeni bir hukuk fakültesine ihtiyaç olmaması, hukuk fakültesi açmaya dönük idari işlemlerin “amaç” unsuru yönünden hukuka aykırı olması, zira kamu yararının bulunmaması gerekçelerini dikkate alarak süresi içinde iptali için yargıya taşımaları ve bu noktada azami hassasiyet gösterilmesi gerekmektedir.

(2) Gerek kolluk birimleri gerek adliye görevlileri gerek savcılar ve gerekse hâkimler, CMK görevlendirmesi ile iş yapan avukatlara sadece bir “konu mankeni” muamelesi yapmaktadır. CMK görevlendirmesi alan avukatların sadece kanundan kaynaklanan usulî bir eksikliği gidermek için orada bulundukları şeklinde bir algı (yahut talep) içindedirler. Öyle ki bazı kolluk birimlerinde yaygın bir uygulama halini aldığı üzere müdafi veya vekilin beyanlarının alınmasına ve tutanağa yazılmasına dahi direnilmekte, benzer uygulamalar savcılık makamları ve mahkemelerce de sergilenmektedir. Bu sebeple avukatın, görevini olması gerektiği gibi ifa etmesini güçleştirecek türlü eylem ve söylemlerde bulunmaktadırlar. Bu eylem ve söylemler meşhur ve maruf bir vaka halini almıştır. Avukatın söz hakkının kısıtlanması, CMK m.153’te düzenlenen amir hükme rağmen soruşturma evraklarının inceletilmemesi, örnek alınmasının engellenmesi, müvekkil ile görüşmek isteyen avukatlara zorluk çıkarılması, sulh ceza hâkimliği aşamasında yapılan atamalarda müvekkille görüşmeye çoğu zaman imkân bile tanınmadan sorgu işleminin gerçekleştirilmesi, duruşma esnasında yapılan atamalarda avukatın derhal mahkeme salonunda bulunmasının talep edilmesi ve savunmadan önce müvekkil ile avukatın görüşmesini engelleyici davranışlar sergilenmesi CMK görevlendirmelerinin getirilişindeki savunma hakkının güçlendirilmesi gayesine hizmet etmemektedir. Bu çarpık uygulamalar her şeyden önce, yurttaşın savunma hakkını bertaraf etmekte, ülkemizi bir hukuk devleti olmaktan da uzaklaştırmaktadır.

 

Çözüm Önerileri:

 

(a) Kolluk birimlerinin birçoğunda avukat ile müvekkillerinin görüşmelerine olanak tanıyacak yeterli alan mevcut değildir. Bu görüşmelerdeki gizlilik şartı yeterli oranda sağlanamamakta, şüpheli şahsın avukata güven duymaması sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu sebeple Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı nezdinde gerekli girişimlerde bulunularak kolluk birimlerindeki avukat görüş odalarının tesisi noktasında gerekli girişimlerde bulunulmalıdır.

(b) Bilhassa duruşma sırasında yapılan atamalar ile sorgu aşamasında yapılan atamalarda, avukatın müvekkili ile sağlıklı bir görüş sağlayabilmesi adına, her adliyede avukatlar için yeterli kapasitede görüş odalarının hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu noktada gerek Adalet Bakanlığı ve gerekse her ilde Başsavcılıklar ile gerekli temaslar sağlanmalıdır.

(c) HSK tarafından, hâkimler ve savcıların CMK müdafileri ile olan ilişkilerinin mesleki nezaket ve karşılıklı saygıya uygun olarak gerçekleştirilmesi için bir ilke kararı yayınlaması gerekmektedir ki söz konusu ilke kararın yayımlanması için TBB tarafından gerekli girişimlerde bulunulmalıdır.

(ç) TBB tarafından İçişleri Bakanlığı nezdinde gerekli girişimlerde bulunularak, CMK m.153’ün amir hükmüne rağmen kolluk görevlilerinin CMK müdafi veya vekillerine evrak inceletmeme, suret vermeme gibi uygulamaları terk etmesi için bir genelge yayınlaması sağlanmalıdır.

(3) Teknolojinin hukuk alanında da bu kadar yaygın olarak kullanılıyor olmasına karşın CMK görevlendirmeleri için yapılan raporlama sistemi kısmen teknolojik altyapıya sahip olsa da hâlâ istenen seviyede değildir ve çağ dışı uygulamalar göstermektedir. Rapor sistemine gerekli kayıtların yapılmasından sonra hâlâ fiziki evrakların Baroya teslim edilmesi ve Baro tarafından da yine fiziki olarak Başsavcılığın ilgili birimine iletilmesi gibi uygulamalar, zaman kaybından başka bir anlam ifade etmemektedir.

 

Çözüm Önerileri:

 

(a) Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü nezdinde TBB tarafından gerekli girişimlerde bulunularak, raporlama çalışmalarının sadeleştirildiği, onay aşamalarının pratikleştirildiği ve UYAP’a entegre bir programla yapıldığı sistemin hayata geçirilmesi sağlanmalıdır.

(b) Talimat yoluyla gelen görevlendirmelerde ödenen ücretler üzerinden yapılan kesintilerde, o ildeki Başsavcılıktan kesinti yapıldığına ilişkin belge temin edilmesi sorunu ortaya çıkmaktadır. Muhasebeleştirme ve söz konusu stopajların mahsubu noktasında ilgili belgelere gerek duyulması karşısında, çoğu zaman il dışından bir meslektaşından destek alamayan ve ilgili birimle telefon yoluyla iletişim kuramayan avukat, stopaj alacağından vazgeçmek zorunda kalabilmektedir. Ayrıca zaten yasa gereği ödemeyi yapan merciin görevi olan stopaj ödemelerini belgelendirme noktasında avukatın emek ve mesaisinin harcanması da kabul edilebilir değildir. Bu husus da yine teknolojik altyapı ile giderilerek fiziki belge temini zorlamasına son verilmelidir.

(c) Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik m.11/3 uyarınca, CMK görevi sebebiyle hak edilen ödemenin alınabilmesi için, müdafi veya vekilin katıldığı soruşturma veya kovuşturma evresine ilişkin tutanağın onaylı örneği istenmekte, bu sebeple avukatın ıslak imzalı olarak “aslı gibidir” işlemi yapması ve bunu da raporlama ile birlikte fiziki olarak baroya sunması beklenmektedir ki bu çağ dışı uygulamanın terk edilmesi bakımından Yönetmeliğin söz konusu hükmü değiştirilmelidir.

 

(ç) Soruşturma aşamasında alınan görevlendirmelerde, karakol ifade zabıtlarında soruşturma numaralarının bulunmaması nedeni ile dosya eşleştirmelerinde ve ödemelerde sıkıntılar yaşanmaktadır. Avukatlar zaten fazla iş yükü altındayken, bir de adliyelere giderek bu soruşturmaların numaralarını bulmaya çalışmaktadır. Bu sebeple, kolluk birimlerinin kullandığı POLNET ve diğer sistemlerin UYAP sistemi ile entegrasyonu sağlanmalı ve karakolda alınan ifadeler ile soruşturma numaraları arasındaki eşleşme sorunu giderilmelidir.

 

(4) CMK görevlendirmelerinde, bazı barolarda kullanılan robot arama sisteminin işleyişi hakkında çok fazla yakınma dile getirilmiştir. Avukatın asansör, garaj gibi çekmeyen yerlerde bulunduğu sırada aranması veya arandığı sırada avukatın geçici olarak aramayı yanıtlayamaması halinde, avukata ulaşılamadığı kabul edilerek görevlendirme araması bir başka avukata yönlendirilmektedir. Ayrıca OCAS’tan gelen bu robot aramalarda, bulunulan konuma da bağlı olarak robot sesinde çatallanma, kesilme gibi sorunlar oluşmakta, bu da görevi alıp almama noktasında avukatın tereddüt yaşamasına neden olmaktadır.

 

Çözüm Önerisi:

Geçici oluşan bu durumlardan dolayı avukatın nöbet sıraları atlanmamalı, birkaç dakika içinde tekrar arama yapılması sağlanmalıdır. Ayrıca OCAS ile entegreli mobil uygulamalar yoluyla bu gibi durumlarda bildirim gönderilmesine dönük iyileştirme çalışmaları yapılmalıdır.

 

(5) Mesleki kıdemi düşük olan avukatlara, kıdemli avukatlar tarafından mobbing uygulamaları yapıldığı, bilgi ve tecrübeleriyle ilgili olarak aşağılayıcı tavır takınıldığı şeklinde şikayetler çokça dile getirilmiştir. Aynı şekilde özel müdafi ve vekillerin, CMK müdafilerine karşı mesleki nezaket kurallarını hiçe sayar söz ve davranışlarda bulundukları da yakınmalar arasında yer almıştır.

 

Çözüm Önerisi:

Avukatlık Meslek Kurallarıyla ilgili olarak Baroların, tüm avukatlara uyarıcı mahiyette bildirimde bulunmaları, CMK yoluyla görev alan meslektaşların, özellikle beraber girdikleri davalarda mesleki nezaket kurallarına riayet etmeleri için gerektiğinde mesleki içi eğitime tabi tutulmaları, avukatlık meslek etiğiyle ilgili olarak tüm Baroların gerek staj eğitiminde ve gerekse meslek içi eğitimlerde bu konuya eğilmeleri gerektiği noktasında görüş birliği oluşmuştur.

 

(6) CMK görevlerini icra eden avukatlar sahadaki engellemelere ve fiziki saldırılara karşı yalnız bırakılmış vaziyettedir. Barolar bünyesinde Avukat Hakları Komisyonlarının ve Merkezlerinin üyelerinin her avukata yetişmesi mümkün olmadığı gibi Baroların CMK Komisyonları da kriz anlarında avukatların yanında olma noktasında beklenen performansı sergilemekten oldukça uzaktır. Birçok avukat, gözlemci talep edildiğinde Baroların zamanında müdahale edememesinden şikayetçidir. Özellikle İzmir Barosu özelinde Avukat Hakları Merkezi ve CMK Komisyonları, gece görevlendirmelerinde yaşanan sorunlar bakımından destek taleplerini karşılayamaz durumdadır ki bu da hem avukatların sistemin sorunlarını kanıksamasına yol açmakta, hem de avukatın Baroya olan aidiyetini ortadan kaldırmaktadır.

 

Çözüm Önerileri:

 

(a) Avukat Hakları Merkezleri ile CMK Komisyonlarının yapılarının ortaklaştırılması için TBB tarafından bir Yönetmelik çıkarılması, farklı uygulamaların bu yolla önüne geçilmesi, destek taleplerinin süratle karşılanabilmesi için Avukat Hakları Merkezleri ile CMK Komisyonlarında nöbet sisteminin getirilmesi, söz konusu nöbet sisteminde görev alan avukatlara ücret ödenmesi, ücretin zorunlu müdafi ve vekil görevlendirilmesi ile ilgili yapılacak cari giderlere dair Türkiye Barolar Birliğine aktarılan ve barolar arasında dağıtılan ödenekten karşılanması gerektiği değerlendirilmiştir.

 

(b) CMK görevi alan avukatlarca hukuka aykırı uygulamalarla karşılaşıldığı durumlarda tutanak tutulması veya şikayetçi olunması gerekebilmekte, ancak Avukat Hakları Merkezi veya CMK Komisyonundan destek gelmediği durumlarda, hazır olan meslektaşlardan destek talebinde bulunulabilmektedir. Ne var ki bazen meslektaşlar birbirlerine destek olmaktan, tutanağa imza atmaktan imtina edebilmektedir. Tanıklığın kamu düzeninden olması hususu da nazara alınarak, mesleki dayanışmaya zarar verecek bu tip uygulamaların sonlanması adına, Avukatlık Meslek Kurallarına ilave bir madde getirilmesi, mesleki dayanışmanın bir meslek kuralı olması, aykırı davranışların disiplin yaptırımına konu edilebilmesinin önünün açılması gerektiği değerlendirilmektedir.

(7) Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümlerinin birçoğu değişikliğe muhtaç olup mevcut ihtiyaçları karşılamadığı gibi avukatın aleyhine sonuçlar doğurmaktadır. Örneğin; henüz ücret ödemesi yapılmadan evvel serbest meslek makbuzu talep edilmesi, makbuzun düzenlenip ibraz edilmesine karşın ödemelerin gecikmesi ve bu sebeple avukatların, almadıkları bedelin KDV’sini ödemek zorunda kalması bu sorunlardan biridir. Yine Yönetmeliğin 10. maddesi uyarınca, soruşturma evresinde ifade alma ve sorgu aşamaları için farklı avukatların görevlendirildiği durumlarda tek ücret ödenmesi şeklindeki düzenleme, avukatın emek ve mesaisinin tam karşılığını alamaması sorunu yaratmaktadır.

 

Çözüm Önerileri:

 

(a) Vergi Usul Kanunun 236. maddesi uyarınca serbest meslek makbuzu, serbest meslek erbabının, mesleki faaliyetine ilişkin her türlü “tahsilatı” için düzenlenen bir belgedir. Bu anlamda tahsilat olmadan makbuz düzenlenmesi talebini içerir mahiyetteki Yönetmelik maddesinin değiştirilerek, tahsilatın akabinde makbuzun düzenlenerek ilgili birimlere ibraz edilmesi şeklinde değiştirilmesi gerekmektedir. Maddenin bu hali Kanuna açıkça aykırılık teşkil etmektedir.

(b) Yönetmeliğin 10. maddesinde soruşturma aşamasında ifade ve sorgu için farklı avukatların görevlendirilmesi durumunda tek ücret ödeneceğine ilişkin hüküm de ciddi mağduriyet yaratmaktadır. Normal şartlarda, soruşturma dosyasında bir avukatın görevlendirilmiş olduğu durumlarda, başka bir avukatın ataması yapılacak olursa ikinci avukatın görevi iade ederek diğer avukatın devam etmesini sağlaması gerekse de zaman zaman ifadeye giren avukat görevi devam ettirmediği için ikinci bir avukat görevlendirilmektedir. Bu tip durumlarda her bir avukatın ayrı ayrı ücret alması gerekirken tek ücretin avukatlar arasında bölüştürülmesi hakkaniyete aykırıdır.

(c) Yönetmeliğin 8. maddesinde yer alan düzenleme oldukça muğlaktır. CMK ile yapılan görevlendirmelerde avukatlara yol ve sair masraf ödemeleri bu maddeye rağmen birçok savcılıkça ya yapılmamakta ya da çok düşük miktarlarda yapılmaktadır. Bilhassa İzmir Başsavcılığı tarafından hiçbir yol gideri belgesi kabul edilmemekte, bu sebeple avukatlara giderlerin 0 TL olarak raporlama yapma dayatmasına gidilmektedir. Avukatların şahsi araçları ile göreve gitmesi halinde sundukları benzin fişleri yahut taksi ile gitmesi gereken durumlarda taksiden aldıkları makbuzlar, savcılıklarca kabul edilmemektedir. Kovuşturma aşamasında ise avukatın birçok defa duruşmaya gitmesi gereken durumlarda hiç yol gideri ödenmemektedir. Ayrıca avukatlığın gereği olarak tutuklu müvekkillerin cezaevinde de ziyaret edilmesi gerekmektedir; ancak bu yol harcamaları hiçbir suretle karşılanmamaktadır. Bazı Barolar bu sorunu servis koyarak çözmeye çalışsa da servis saatleri ve sayısı yetersiz kalmaktadır. Böyle olunca da avukatlarca cezaevi ziyaretlerinden imtina edilmekte, bu da vatandaşın savunma hakkına zarar vermektedir. Bu sebeple Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte her ne kadar bu konuda hüküm bulunuyorsa da muğlak hükmün değiştirilmesi, soruşturma ve kovuşturma aşamaları için en azından asgari maktu bir tutarın mevzuatla belirlenerek tevsik edici belge aranmaksızın her görevde ödenmesi şeklinde düzenleme yapılması gerekmektedir.

(d) Türkiye Barolar Birliği’nin bu ve benzeri değişiklik gerektiren hususlarla alakalı olarak, Baroların da görüşlerini alarak, söz konusu Yönetmeliğin değişmesi adına, taslak yönetmelik hazırlaması ve hazırlanacak bu Yönetmeliğin yürürlüğe girebilmesi adına Bakanlık nezdinde gerekli girişimlerde bulunulması gerektiği değerlendirilmektedir.

Dipnotlar:

 

[1] Toplantıya katılan bazı meslektaşlarımız sadece eğitimlerin artırılmasının yeterli olmayacağını, ayrıca eğitim sonunda yeterlilik sınavları icra edilmesi gerektiğini, sınavların tek tip olması için TBB tarafından icra edilmesinin doğru olacağını, sınavdaki baraj puanı geçen kişilerce CMK görevi alınmasının sağlanması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.

[2] Mentorluk, “deneyimli ve alanında uzman olan kişilerin (mentorların) daha az deneyimli olan kişilere (mentilere) karşılaştıkları zorlukları aşabilmeleri ve başarılı olmaları için rehberlik etmesi, bilgi paylaşması, yönlendirmesi ve gerekli fırsatları sunması uygulamasıdır.

[3] Daha önceki yıllarda CMK Ücret tarifesinin Avukatlık asgari ücret tarifesi altında olması sebebiyle, Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesindeki avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, bu ücretin asgari ücret tarifesinin altında olamayacağı, yargı makamlarınca asgari ücret tarifesinin uygulanmasının yasal zorunluluk olduğu, idarece Avukatlık Kanunu’na aykırı hareket ederek normlar hiyerarşisine uygun olmayan bir durumun ortaya çıktığı, gibi gerekçelerle birçok dava açılmış olup, bu davalar, yapılan hukuki yardımın kamusal yönü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un, 5560 sayılı Kanun’la değişik 13. maddesinde, müdafi ve vekile ödenecek ücretin, avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte belirlendiği gibi gerekçelerle reddolunmuştur. (Danıştay 10. D., E. 2016/1694 K. 2020/1724 T. 9.6.2020 – Danıştay 8. D., E. 2010/1769 K. 2014/528 T. 30.1.2014 – Danıştay İDDK., E. 2013/464 K. 2015/1927 T. 20.5.2015)

1.png
2.png
3.png